Türkiyenin Sanal Gelişim Ortamı product by:cem uslu
giriş yaptığınız için teşekkür ederiz üye olmak için lütfen üye ol butonuna tıklayınız üye olmadan linkleri göremezsiniz bol bol mesaj yazın içerik paylaşın iyi forumlar


ACİL MODERATÖR ALIMI VARDIR
MODERATÖR OLMAK İSTEYENLERİN
ÖZEL MESAJ ATMALARI RİCA OLUNUR

design by cem uslu
copyrighty 2010

Türkiyenin Sanal Gelişim Ortamı product by:cem uslu

Her türlü konuda bilgi paylaşımınızı sağlayacak mükemmel bir forum
 
AnasayfaHOŞGELDİNİZTakvimSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
koreanfans köşesi için uploadlar başlamıştır film müzik ve kore kültürüne ait yüzlerce eseri ve fotoğraflarını buradan bulabilirsiniz

Paylaş | 
 

 Kelime-i şehadeti söylemek

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 675
Doğum tarihi : 24/08/91
Kayıt tarihi : 07/07/10
Yaş : 26

bi zar at bakalım
tecrübe:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Kelime-i şehadeti söylemek   Çarş. Ağus. 04, 2010 12:43 pm

Kelime-i şehadeti söylemek




Sual: Kelime-i şehadet getiren herkese Müslüman denir mi? Başka inanacağı şeyler yok mudur?
CEVAP
Müslüman
denmesi için, kelime-i şehadet getirmek yetmez. Amentü’de bildirilen
altı şarta da inanmak şarttır. Amentü’nün birinci şartı olan Allahü
teâlâya iman ettim demek de yetmez. Allah’a nasıl inanıyor? Her şeyi
yaratan; ama başka hiçbir şey karışmayan ilaha mı? Yoksa noksan
sıfatları olan ilaha mı? Bunun için, sıfat-ı zatiye ve sıfat-ı sübütiye
denilen, Allahü teâlânın sıfatlarını bilmesi gerekir. Allahü teâlâya,
böyle sıfatlarını bilerek inandığı gibi, meleklere de, peygamberlere de
sıfatlarıyla inanması gerekir. Mesela, meleklerin kız olmadıkları gibi,
erkek de olmadıklarını bilmesi gerekir. Peygamberlerin de sıfatlarını
da bilmesi gerekir. Mesela, onların yalancı olmadıklarını bilmesi
gerekir. Diğer şartlara da, bildirildiği gibi inanması gerekir.
Bunlardan biri noksan olursa, o iman geçerli olmaz.

Yukarıda bildirilen bütün şartlara inandıktan sonra, İslam Ahlakı kitabında bildirilen şu şartları da yerine getirmesi gerekir. Kelime-i şehadet getirmenin dört şartı vardır:
1- Dille söylerken, kalb hazır olmak: Kalb hazır olmadan yani ne söylediğinin farkında olmadan, rast gele kelime-i şehadet getirmek geçerli olmaz.

2- Manasını bilmek:
Kalb hazır, fakat ne söylediğini bilmiyor. Bu da geçerli olmaz.
Kendisinden başka ilah olmayan Allahü teâlâya ve onun Resulü Muhammed
aleyhisselama inandığını bilmesi şarttır.

3- Hulus-i kalble söylemek:
Kalb hazır, ne söylediğini de biliyor, fakat ihlâsla söylemiyor. Söyle
dedikleri için, şaka için veya bir menfaat için, yani inanmadığı halde
söylüyor. Bu da geçerli olmaz. Gerçekten inandığı için, Allah rızası
için söylemesi gerekir.

4- Tazimle söylemek:
Bunların hepsi tamam; ama saygısızca, hiç önem vermeden, Müslüman olmak
da neymiş dercesine, tazim göstermeden, alaylı bir şekilde söylemek de
geçerli olmaz.

Şehadet getirmenin yüz otuz kadar faydası vardır; fakat dört şeyden biri bulunursa, faydası yoktur. O dört şey: Şirk, şek, teşbih, ta’til’dir. Bunları açıklayalım:

Şirk:
Allahü teâlâya bir şeyi ortak koşmak demektir. Şirke birkaç örnek
verelim: Puta tapmak, ineğe tapmak, İsa heykeli denilen puta tapmak
şirktir. Kâfirlerin bayramlarında, onların ibadet olarak yaptıklarını,
ibadet niyetiyle yapmak şirktir. Hastalıktan kurtulmak için papazdan
imdat beklemek şirktir. Allah’tan başka yaratıcı olduğuna inanmak
şirktir.

Şek: Şüphe demektir. Bir şeyin varlığı ile
yokluğu arasında tereddüt etmek demektir. Meksetmek, tevakkuf etmek,
durmak demektir. Bir kimse Allahü teâlânın varlığı ile yokluğu arasında
duraklarsa, cevap veremezse, şüpheye düşerse, şek etmiş olur. Şek
edince kelime-i şehadet fayda vermez.

Teşbih: Allahü teâlâyı, yarattığı bir mahlûka benzetmek demektir. Bu teşbihi yapan fırkaya Müşebbihe veya Mücessime
denir. Bu fırka mensupları kâfirdir. Bu fırkayı ilk çıkaran Yahudi İbni
Sebe’dir. Allahü teâlâyı bir cisim olarak kabul eden ve Ona
insanlardaki gibi uzuvlar isnat eden, Kur’an-ı kerimdeki müteşabih
âyetlere yanlış mana verip, Allah’ın el, yüz gibi organlarının olduğunu
iddia eden sapık fırkadır. Müşebbihe denilen fırkalar, Allah’ı yürüyen,
oturan, madde, cisim gibi görür. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez.) [Şura 11]

Teşbih
sahipleri, yani Müşebbihe denilen bozuk fırka mensupları, kâfir
oldukları için, onların kelime-i şehadet söylemelerinin hiç kıymeti
yoktur.

Ta’til: (Allah âleme karışmaz, her şey, vakti
gelince kendi kendine olur) diyen bir felsefi görüşün inancıdır. Bu
felsefecilere göre, hâşâ Allahü teâlâ, robot gibi olup, hiçbir şeye
karışmaz, emirleri, yasakları yoktur. Bu, ilah yok demenin başka
şeklidir. Hâlbuki Allahü teâlâ, kâinatı ve insanları başıboş
bırakmamıştır. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) [Müminun 115]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://wiki.turkproforum.com
 
Kelime-i şehadeti söylemek
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkiyenin Sanal Gelişim Ortamı product by:cem uslu :: KÜLTÜR&SANAT&TARİH&EDEBİYAT :: İSLAM TARİHİ-
Buraya geçin: